Gümrük Forum'a Reklam
Vermek İçin Tıklayınız:
reklam@gumrukforum.com

                              

Cevap Gönder  Konu Gönder 
ÇİN MALLARI İSTİLASINA KARŞI BAŞVURULABİLECEK HUKUKİ YOLLAR
Yazar Mesaj
imza
Altın Üye
***


Mesajlar: 398
Grup: Gümrük Forum Üyesi
Katılım: Dec 2007
Durum: Çevrimdışı





Mesaj: #1
ÇİN MALLARI İSTİLASINA KARŞI BAŞVURULABİLECEK HUKUKİ YOLLAR


ÇİN MALLARI İSTİLASINA KARŞI BAŞVURULABİLECEK HUKUKİ YOLLAR

Dr. Zeki ŞAHİN
Çankaya Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi




İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun İle Gümrük Kanunu Ve Dünya Ticaret Örgütü Tarafından Uygulamaya Konulmuş Anti Damping Ve Telafi Edici Vergi Kuralları Işığında Damping Problemi Üzerine Bir İnceleme Ve Öneriler
İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun, üyesi bulunduğumuz Dünya Ticaret Örgütü ile varılan anlaşmalara uygun olarak çıkarılmıştır. Ancak, bazı kıstaslar ve sınırlamalar nedeniyle son yıllarda karşılaştığımız Çin menşeli ve dampingli olduğu iddia edilen ve pazarlarımızı istila eden ucuz mal akımı problemini çözmekten çok uzaktır.
İş adamlarımızın çoğunluğu tarafından, ithalatta haksız rekabet, damping ve sübvansiyon uygulamalarına karşı değerlendirme kriterlerinin bilinmemesi  nedeniyle, yasal yollara başvurulması ve hukuk zemininde gerekenin yapılması taleplerinin birçoğunun sonuçsuz kalacağı açıktır.  
İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun, damping tespiti uygulamasında belirlenen kriterleri de içerecek şekilde revize edilmelidir.  


Damping genel olarak anlaşıldığı şekliyle “fiyatlarda, göreceli olarak, bir ucuzluk” ifade eder.

Ülkemizde, özellikle son zamanlarda Çin Halk Cumhuriyeti menşeli ithal mallarla ilgili “damping” iddiaları ayyuka çıkmış bulunmakta, Çin’den ithal edilen ve “dampingli” olduğu iddia edilen ürünlerin Türkiye piyasasını istila ettiği ve bu nedenle birçok işletmenin battığı veya batma noktasına geldiği ileri sürülmektedir. TBMM kürsüsünde de iktidar ve muhalefet partilerine mensup milletvekilleri tarafından aynı konuda şikayetçi olunmuş; Hükümetin bu konuya eğilerek önlem alması  ve çözüm bulması istenmiştir. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile birlikte, Çin menşeli mal girişlerine zorluk çıkartarak ve giriş işlemlerini yavaşlatarak zorlu bir mücadele verdiklerini açıkça beyan etmiştir.

Bu yazıda, şikayetlerin hangi sektörleri ilgilendirdiğini, hangi malları kapsadığını ve hangi yöntemler kullanılarak dampingli mal girişi sağlandığı bu konunun uzmanlarına bırakılarak, doğrudan doğruya bu konuda uygulanmakta olan ülkemiz yasaları ile uluslar arası hukuk kuralları incelenmiş ve nasıl bir durumla karşı karşıya kalındığı net bir şekilde ortaya konulacak, problemin çözümü için nelerin yapılabileceği ortaya konmaya çalışılacaktır.

Türkiye Ocak 1995 yılında kurulan “World Trade Organization-Dünya Ticaret Örgütü” tam üyesidir. Dünya Ticaret Örgütü, üye ülkelerin imzalamış olduğu anlaşmalarla belirlenmiş koşul ve kurallar çerçevesinde güvenilir bir ticaret sistemi ortaya koyarak, global ekonomik gelişmeyi arttırmayı hedefler. Dünya Ticaret Sistemi bu tarihe kadar kabul edilmiş ve tüm GATT (General Agreement on Tariffs and Trade – Ticaret ve Tarifeler Genel Anlaşması) anlaşmaları ile üye ülkelerin katılımı ile oluşan müşterek forumlarda alınan tüm ortak kararları kapsar.

Ülkemizde, Dünya Ticaret Örgütü tarafından alınan “Agreement on Anti-dumping Practices” ve “Agreement on Subsidies and Countervailing Measures” kararları doğrultusunda çıkarılan “İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun”, 1 Temmuz 1989 tarih ve 3577 sayılı Kanunun 25 Temmuz 1999 tarih ve 4412 sayılı Kanunla değiştirilmiş şekli ile yürürlüktedir ve bu Kanunun 1. maddesinde; “Bu Kanun, ithalatta haksız rekabet hallerinden dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim malının korunması amacıyla yapılacak işlemlere, gerekli ilke ve uygulama kararlarını verecek bir kurul oluşturulmasına ve bunun görevlerine ilişkin usul ve esasları kapsar.” Denilerek, Kanun’un amaç ve kapsamı tanımlanmıştır.

Kanunun ikinci maddesinde “Damping: Bir malın Türkiye’ye ihraç fiyatının, benzer mal numarasımal değerinin altında olması,” olarak tanımlanmış ve tanımda geçen “Numarasımal Değer: 1. İhracatçı veya menşe ülkede tüketime konu olan benzer mal için Numarasımal ticari işlemler sonucunda fiilen ödenmiş veya ödenmesi karşılaştırılabilir fiyatı, 2. İhracatçı ülke veya menşe ülkenin iç piyasasında Numarasımal ticari işlemler çerçevesinde benzer malın satışlarının olmaması ya da bu satışların uygun bir karşılaştırma yapılmasına elverişli bulunmaması durumunda, benzer malın üçüncü bir ülkeye ihracatında temsil niteliğini haiz karşılaştırılabilir fiyatı veya menşe ülkedeki maliyetine makul bir kar marjının eklenmesiyle tespit edilen fiyat,” olarak belirtilmiştir. Burada kastedilen “numarasımal” daha doğru bir ifade ile söylersek “mal numarası”; uluslar arası ithalat ve ihracat işlemlerinde referans olarak kullanılan ve “Gümrük Tarife Nomenklatürü”nde dercedilen GTIP (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon) numarasıdır.

Aynı madde ile, Sübvansiyon: Menşe veya ihracatçı ülkenin fayda sağlayan, doğrudan veya dolaylı mali katkısı veya GATT 1994’ün XVI ncı maddesi çerçevesinde herhangi bir gelir veya fiyat desteği olarak tanımlanmıştır.

Bu Kanun ile bu kanuna esas GATT anlaşmalarına uygun olarak hazırlanan ve 30.10.1999 tarihli Resmi Gazete ile yayınlanan “İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkındaki Yönetmeliğin” 12. maddesi; “Sübvansiyona konu olan ithalata karşı önlem alınabilmesi için sübvansiyonun, Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Tedbirler Anlaşması’nın üçüncü maddesinde belirtilen yasak sübvansiyonlardan olması ya da ikinci maddesi çerçevesinde bir firma/firma grubu veya bir üretim dalı/üretim dalı grubuna yönelik olduğunun tespit edilmiş olması ve aynı Anlaşmanın sekizinci maddesinde yer alan önlem alınamayan sübvansiyonlardan olmaması gerekir” ve 13. maddesi; Önlem uygulanabilir sübvansiyon miktarı, alıcıya soruşturma döneminde sağlandığı tespit edilen fayda esasında hesaplanır. Normal olarak bu dönem sübvansiyondan yararlanan tarafın en son muhasebe dönemidir. Ancak, güvenilir mali ve diğer bilgilerin bulunması halinde, soruşturmanın başlatılmasından önceki döneme ait en az 6 aylık bir dönem de olabilir.” demektedir.

Burada bir de “normal değer” tanımına ihtiyaç vardır ve bu tanım, ilgili GATT anlaşmalarına ile bu kanuna uygun olarak hazırlanan ve 30.10.1999 tarihli Resmi Gazete ile yayınlanan “İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkındaki Yönetmeliğin” beşinci maddesine göre; “İhracatçı ülke veya menşe ülkede tüketime konu olan benzer mal için normal ticari işlemler çerçevesinde bağımsız alıcılar tarafından fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken karşılaştırılabilir fiyat ve ihracatçı ülke iç piyasasında benzer malın normal ticari işlemler içinde satışının bulunmadığı veya benzer mal satışlarının hacminin düşük olması veya ihracatçı ülke piyasasının özel durumu nedeniyle bu satışların uygun bir karşılaştırma yapılmasına elverişli bulunmadığı hallerde; benzer malın menşe ülkedeki imalat maliyetine genel, idari ve satış giderleri ile makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulan değer, veya benzer malın uygun bir üçüncü ülkeye ihracatında temsil niteliğini taşıyan karşılaştırılabilir fiyat, olarak yapılmıştır.
Benzer mal satışlarının hacmi açısından; ihracatçı ülkenin iç piyasasında tüketime konu olan benzer mal satışları, bu satışların söz konusu malın Türkiye’ye satışlarının %5 veya daha fazlasını oluşturması halinde, normal değerin tespit edilmesi için yeterli miktarda sayılır. Ancak, satış miktarının uygun bir karşılaştırma yapılabilmesi için yeterli büyüklükte olduğu tespit edildiği takdirde, daha düşük bir oran da kabul edilebilir.

Benzer malın ihracatçı ülkenin iç piyasasında veya üçüncü bir ülkeye ihracatında, birim imalat maliyetine genel, idari ve satış giderlerinin eklenmesinden oluşan tutardan daha düşük bir fiyatla satıldığı hallerde; bu satışlar, fiyatları nedeniyle, normal ticari işlemler içinde gerçekleşmiş olarak kabul edilmeyebilir ve uzun bir dönem süresince büyük miktarlarda yapıldığının ve satış fiyatlarının makul bir süre içinde tüm maliyetleri karşılamayacağının tespit edilmesi halinde, bu satışlar normal değerin tespitinde göz önüne alınmayabilir. Satış tarihinde birim maliyetin altında olan fiyatlar, soruşturma döneminde ağırlıklı ortalama birim maliyetin üstünde ise bu fiyatların makul bir süre içinde maliyeti karşıladığı kabul edilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen uzun bir zaman süreci, altı aydan az olmamak kaydıyla, normalde bir yıllık bir süreyi ifade eder. Normal değerin tespiti amacıyla incelenen işlemlerin ağırlıklı ortalama satış fiyatlarının, ağırlıklı ortalama birim maliyetlerin altında olduğu veya birim maliyetin altındaki satışların hacminin normal değerin tespiti amacıyla incelenen işlemlerdeki satış hacminin en az %20’si kadar olduğu hallerde ise, birim maliyetin altındaki satışların büyük miktarlarda yapıldığı kabul edilir.”

Anılan Kanunun üçüncü maddesi “Önlem Alınmasını Gerektiren Haller” başlığı altında, “Önlem alınmasını gerektiren haller; dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın Türkiye’de bir üretim dalında maddi zarara yol açması veya maddi zarar tehdidi oluşturması veya bir üretim dalının kurulmasını fiziki olarak geciktirmesidir. Ancak, sübvansiyona konu ithalata karşı önlem alınabilmesi için, sübvansiyonun ‘Sübvansiyonlar ve Telafi edici Tedbirler Anlaşması’nın 2 nci maddesi çerçevesinde bir firma grubu veya bir üretim dalı/üretim dalı grubuna yönelik olduğunun da tespit edilmiş olması gerekir.” ifadesiyle “damping” iddiasının soruşturulabilmesi için “suçun tanımını ve çerçevesini” belirlemektedir.

Kanun’un dördüncü maddesi ile İthalat Genel Müdürlüğü şikayet üzerine veya gerektiğinde kendiliğinden damping veya sübvansiyon incelemesi yapmakla yetkili ve yükümlü kılmış, damping veya sübvansiyona konu olan ithalattan maddi zarar gördüğünü veya maddi zarar tehdidi altında bulunduğunu veya bu tür ithalatın bir üretim dalının kurulmasını fiziki olarak  geciktirdiğini iddia eden üreticiler veya üretim dalı adına hareket eden gerçek veya tüzel kişi veya kuruluşların İthalat Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunabileceği belirtilmiştir.

Bu Kanun’un altıncı maddesi hükmü ile; İthalat Genel Müdürü veya görevlendireceği Genel Müdür Yardımcısının başkanlığında, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin birer temsilcisi ile İthalat genel Müdürlüğü’nün ilgili Daire Başkanından oluşan “İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu” kurulmuştur.

Kurul; soruşturma sırasında yeterli delil olması halinde geçici önlem kararını Bakanlığın onayına sunmak, soruşturma sonuçlarını değerlendirmek, bunun gerektireceği tedbirleri almak ve kesin önlem kararını Bakanlığın onayına sunmak, soruşturma sırasında taahhütte bulunulmasını önermek ve taahhütte bulunulması halinde, taahhüdü kabul edip etmemek konusunda karar vermek ve taahhütlerin yerine getirilmemesi durumunda gerekli önlemleri almakla görevli ve yetkili kılınmıştır.

Dampinge karşı vergi ve telafi edici vergi uygulaması için Kanun’un yedinci maddesinde: “Yapılan soruşturma sonucunda Kurul tarafından belirlenen ve Bakanlıkça onaylanan damping marjı veya sübvansiyon miktarı kadar dampinge konu malın ithalinde dampinge karşı vergi, sübvansiyona konu malın ithalinde ise telafi edici vergi alınır. Bununla birlikte, dampinge veya sübvansiyona konu ithalat nedeni ile meydana gelen zararın telafisinin, tespit edilen damping marjı veya sübvansiyon miktarından daha az bir miktar veya oranda vergi konulmasıyla mümkün olabileceğinin belirlenmesi halinde bu oran veya miktarda vergi uygulanır.” ifadesiyle hüküm altına alınmakta ancak, “Bu vergilerin ithali evvelce gerçekleştirilen mallar için, geriye dönük olarak uygulanmasına ilişkin esaslar Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir ancak, geriye dönük uygulamanın süresi geçici önlemlerin alındığı tarihten itibaren 90 günü geçemez.” denilerek bu kabil uygulamalar için bir süre kısıtlaması da getirilmektedir.

Geçici önlemler Kanun’un 12. maddesinde; Şikayet konusu ithalata ilişkin soruşturma sırasında, dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın varlığı ve bu ithalatın zarara neden olduğu konusunda ön belirlemeler yapılması halinde, soruşturma süresince zararın önlenmesi amacıyla, Kurul’ca belirlenen damping marjı veya sübvansiyon miktarı kadar veya zararı ortadan kaldırmaya yetecek daha az bir oran veya miktarda teminat şeklinde geçici önlem uygulanması Bakanlık Makamının onayı ile kararlaştırılabileceği, keyfiyetin Resmi Gazete ile ilgililere duyurulacağı, soruşturmanın açılmasından itibaren altmış gün içinde geçici önlemin uygulanmayacağı ve geçici önlemlerin geçerlilik süresinin dört ay olduğu belirtilmiştir.

Kesin önlemler Kanun’un 13. maddesinde, soruşturma sonucunda dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın varlığı ve bu ithalatın zarara neden olduğu belirlendiğinde, bu zararın önlenmesi amacıyla, Kurul’ca belirlenen ve Bakanlıkça onaylanarak kesinleşen damping marjı veya sübvansiyon miktarı kadar veya zararı ortadan kaldıracak daha az bir oran veya miktarda dampinge karşı vergi veya telafi edici vergi alınması olarak ifade edilmiştir.

Damping Soruşturmasının Açılması

Anılan yönetmeliğin 20. maddesi; “Genel Müdürlük, şikayet üzerine veya re'sen yapacağı incelemeyi azami 45 gün içinde tamamlayarak, soruşturma açılıp açılmaması hususunda Kurula teklifte bulunur.

Soruşturma açılabilmesi için; şikayetin üretim dalı tarafından veya üretim dalı adına yapıldığının tespit edilmesi ve damping veya sübvansiyona konu olan ithalatın ve bu ithalattan kaynaklanan zararın varlığı konusunda yeterli delillerin bulunması gerekir. Re’sen soruşturma açılabilmesi için de, damping veya sübvansiyona konu olan ithalatın ve bu ithalattan kaynaklanan zararın varlığı konusunda yeterli delillerin bulunması gerekir.

Bir şikayetin üretim dalı tarafından veya üretim dalı adına yapılmış sayılabilmesi için; şikayeti destekleyen üreticilerin toplam benzer mal üretiminin, şikayeti destekleyen üreticiler ile şikayete karşı çıkan üreticilerin toplam benzer mal üretiminin % 50'sinden fazla olması ve toplam Türkiye benzer mal üretiminin %25'inden az olmaması gerekir. Üretici sayısının çok fazla olduğu küçük parçalara bölünmüş sanayiler söz konusu olduğunda, destek veya muhalefet derecesi istatistiki açıdan geçerli örnekleme yöntemleri kullanılmak suretiyle belirlenebilir.

Dünya Ticaret örgütü ile varılan “Agreement on Anti-dumping Practices”-anti-damping Uygulamaları Anlaşması”nın beşinci maddesinin sekizinci fıkrasına ve yukarıda zikredilen yönetmeliğin 28. maddesine göre damping soruşturmasında;

a) İhraç fiyatının yüzdesi olarak ifade edilen damping marjının %2 oranından düşük olduğu, veya
b) Soruşturma konusu ülkeden gerçekleştirilen dampinge konu olan ithalat miktarının benzer mal ithalatının %3'ünden düşük olduğu; birden fazla ülkenin soruşturmaya konu olması halinde ise, söz konusu ithalat payı tek tek %3'ün altında olan ülkelerin toplam paylarının %7’yi geçmediği, haller ihmal edilebilir oranlar olarak benimsenmiştir.

Dünya Ticaret Örgütü ile varılan “Agreement on Subsidies and Countervailing Measures”-Sübvansiyonlar ve Telafi edici Önlemler Anlaşması”nın 11. maddesinin dokuzuncu fıkrasında;

a) Sübvansiyon miktarının soruşturma konusu mal değerinin %1'inden düşük olduğu, veya
b) Gelişmekte olan ülkeler menşeli mallar için;
1) Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Tedbirler Anlaşması'nın 27.11 maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla, sübvansiyon miktarının soruşturma konusu mal değerinin %2'sini geçmediği, veya
2) Soruşturma konusu ülkeden gerçekleştirilen ve sübvansiyona konu olan ithalat miktarının benzer mal ithalatının %4'ünden düşük olduğu; birden fazla gelişme yolundaki ülkenin soruşturmaya konu olması halinde ise, söz konusu ithalat payı tek tek %4'ün altında olan ülkelerin toplam paylarının % 9’u geçmediği haller ihmal edilebilir oranlar olarak benimsenmiştir.


Görüldüğü gibi Kanun üyesi bulunduğumuz Dünya Ticaret Örgütü ile varılan anlaşmalara uygun olarak çıkarılmış olup, yukarıda belirtilen kıstaslar ve sınırlamalar nedeniyle son yıllarda karşılaştığımız Çin menşeli ve dampingli olduğu iddia edilen ve pazarlarımızı istila eden ucuz mal akımı problemini çözmekten çok uzaktır.

İş adamlarımızın çoğunluğu tarafından, ithalatta haksız rekabet, damping ve sübvansiyon uygulamalarına karşı yukarıda zikredilen değerlendirme kriterlerinin bilinmemesi  nedeniyle, yasal yollara başvurulması ve hukuk zemininde gerekenin yapılması taleplerinin birçoğunun sonuçsuz kalacağı açıktır. Kanuna göre başvuruda bulunanların, lehte sonuç almak bir yana zaman, para ve emek kaybına uğramaları muhtemeldir. Değerlendirme kriterlerine uyulmaksızın yapılacak bir soruşturma ve varılacak bir sonuca itiraz edilerek uluslar arası tahkim kurullarına müracaat edilebileceği ve, teknik eksikliklerle yapılmış soruşturmalara göre yapılacak uygulamaların uluslar arası tahkim kurulları tarafından iptal edilmesi hususunda kararlar çıkmasının büyük olasılık olduğu unutulmamalıdır.

Ayrıca, son günlerde ortaya çıkan, Hükümet tarafından benimsendiği iddia edilen ve dampingli veya sübvansiyonlu olduğundan kuşkulanılan yabancı menşeli mallara karşı “TSE” standardı aranarak bir engelleme yapılacağına dair eğilim Dünya Ticaret Örgütü ile varılan; “Agreement on Technical Barriers to Trade”-“Ticarette Teknik Engeller Anlaşması”na aykırı bir nitelikte uygulanmamalıdır. Çünkü bu anlaşmanın ikinci maddesinin dördüncü fıkrasına göre, “Teknik düzenlemeler ve standartların ticareti gereksiz yere engelleyici nitelikte olmaması esastır.”

Dünya Ticaret Örgütü ile varılan; “Agreement  on Safeguards” – “Koruma Önlemleri Anlaşması”nın ikinci maddesinde belirtildiği şekilde; Bir ürünün, yerli üretime oranla gittikçe artan büyük   miktarlarda ithal edilmesi ve bu durumun aynı veya benzer malı üreten yerli üretimi ciddi biçimde tehdit etmesi veya zarar vermesi ve bu durumun yetkili mercilerce tespiti halinde”, geçici süreler için ithalat sınırlamaları yapılmasına izin verilmekteydi. Ancak anlaşmanın yedinci maddesine göre 1 Ocak 1995 yılından itibaren sekiz yıl süre için geçerli bu anlaşmanın süresi bitmiş olup ithalat sınırlamalarının bu anlaşmaya dayanılarak uygulanması söz konusu olamamaktadır.

Damping iddiasının temelinde “düşük fiyat” iddiası vardır. Bu iddia konusu ile doğrudan ilgili yasalardan birisi de “Gümrük Kanunu”dur. Çünkü ithal edilen malın fiyat değerlendirmesini yapmakla yetkili ve sorumlu kuruluş ülkemiz gümrükleridir.

Gümrüklerde mal değerinin tespitine dair uluslar arası temel kurallar,  “Agreement on Customs Valuation” anlaşması ile düzenlenmiş olup ülkemizde uygulanan Gümrük Kanunu da buna uygun olarak tasarlanmıştır.

Eşyanın gümrük kıymetinin tespiti ile yetkili ve sorumlu resmi kuruluş olan Gümrük idaresinin  bu tespiti nasıl yapacağı, Gümrük Kanunu’nun 24 ncü maddesinde ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Bu maddeye göre; “İthal eşyasının gümrük kıymeti eşyanın satış bedelidir.” Burada satış bedelinden kasıt, ihracatçı ülke firmasının ödemeye esas olmak üzere, ithalatçı ülke firmasına düzenlemiş olduğu mal bedelini ve mal miktarını belirtir ticari faturadır.Gümrük idaresi bu mala ait faturada belirtilen mal miktar ve fiyatının uygun olup olmadığını, kendisine kanunun vermiş olduğu görev ve yetki çerçevesinde, tespitle yükümlüdür. Gümrükler bu yetkilerini titizlikle ve büyük bir dikkatle yerine getirmelidirler.

SONUÇ VE ÖNERİLER

1. Ülkemiz sadece Çin’den gelen değil, dampingli ve sübvansiyonlu tüm ithal malların tehdidine açık bir durumdadır.

2. Dampingle uluslar arası mücadele için yapılan uluslararası anlaşmalar, sınırlayıcı kriterlerin ağırlığı nedeniyle, dampingli ve sübvansiyonlu ithal mallara karşı koruyucu önlem alınması için yeterli olmadığı gibi bu tehdide karşı caydırıcı bir yasal zemin oluşturmamaktadır.

3. İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun, yukarıda zikredilen uluslar arası anlaşmalarla belirlenen ve damping tespiti uygulamasında belirlenen kriterleri de içerecek şekilde revize edilmelidir. Bu konuda ilgili birimlerce hazırlık yapılmalı ve gecikilmeden Dünya Ticaret Örgütü nezdinde, bu konuda bir müzakere platformunun organizasyonu için, aynı tehdide maruz ülkelerle iş birliği sağlanmalı ve ortak görüş üretilmelidir.

4. Anti-damping için başvuracak kişi ve kuruluşların daha organize bir şekilde hareket etmeleri zorunluluğunu öğrenmeleri için ilgili kuruluşlar  tarafından, ticaret ve sanayi odaları yoluyla gerekli çalışmalar ile yıllık periyotlarda veya gerekli görüldüğünde bilgilendirme toplantıları yapılmalıdır.

5. Bu konuda, en önemli olan fiyat tespitini belirlemekle yetkili ve sorumlu olan Gümrük idaresi, bu görevini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiği takdirde; dampingle ilgili şikayetler ciddi bir şekilde azalacağı için, dikkatler bu tarafa çevrilmeli ve gümrüklerde daha etkili bir fiyat denetimi için gereken kalifiye personel ve komünikasyon teknik alt yapısı hazırlanmalıdır. Gümrüklerde ithal edilen malların değerlendirilmesinin daha sağlıklı yapılarak, dampingli veya sübvansiyonlu olduğundan endişe edilen mallar için ilgili resmi birimlerin ve meslek odalarının haberdar edilmesi, kontrol ve doğru mal bedelinin tespiti için, gerekli görüldüğünde, bilirkişiler teşkil edilmesi ve buna göre işlem yapılması, dampingli ve sübvansiyonlu mal girişini caydırıcı bir eylem biçimi olarak kullanılabilir.

6. Ancak, yukarıdaki görüş ve düşünceler doğrultusunda eylem yapılırken asla Çin ile kontrast bir ilişkiye yol açacak ve ticari ilişkileri koparacak veya zaafa uğratacak bir tutum izlenmemeli, mümkünse, göreceli üstünlük arz eden mal ve hizmetler bazında mukabil ihraç faaliyetlerine hız verilmeli, Çin’den dampingli gelen malların Çin ile mevcut toplam ticaret hacmindeki miktar iyice tespit edilmeye çalışılmalı ve gerçekten tehdit edici boyutta olup olmadığı net bir biçimde ortaya konulmalı ve duruma göre Devlet ile Özel Sektör yetkili temsilcilerinin katılımıyla, ülkemiz yararına yeni bir strateji geliştirilmelidir.

MART 2004

04-28-2008 01:54 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
gökhan80
Üye


Mesajlar: 19
Grup: Gümrük Forum Üyesi
Katılım: Jun 2008
Durum: Çevrimdışı





Mesaj: #2
RE: ÇİN MALLARI İSTİLASINA KARŞI BAŞVURULABİLECEK HUKUKİ YOLLAR


üretmini gercekleştirmiş olduğumuz 8483.50.20.00.12 kasnaklar ve 8483.30.32.90.00 gtiip nolu ürünlerimizle ilgili Dış Ticaret Müsteşarlığına başvuruda bulunduk ve nihayetinde 31.05.2008 tarihli resmi gazetede "bazı maddelerin ithalatının izlenmesine ilişkin tebliğ" kapsamında 1.89Ş/kg gelen ürün 3,5Ş/kg yükseltldi. sonuc ne olursa olsun tüm üretecilere sonuna kadar tüm hakları kullanmalarını öneriyorum.

06-06-2008 03:36 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap Gönder  Konu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyon Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Konuyu Favorilerime Ekle

Forum Geçişi


proxy
eXTReMe Tracker