Gümrük Forum - gümrük ithalat ihracat dış ticaret lojistik forum
 
Gümrüklerde Yaşanan Sorunlar ?



Arkadaşlar merhaba!
Ben Dış Ticaret Bölümünde okuyorum ve "GÜMRÜKLERDE YAŞANAN SORUNLAR" başlıklı bir ödev hazırlıyorum. İnternettten araştırdım ama sanki gümrüklerde hiç sorun yaşanmıyormuş gibi dişe dokunur bişey bulamadım. Bu konuyla ilgili bilgi alabileceğim bildiğiniz kaynak varsa paylaşırmısınız. Gümrüklerde; evraklarda yaşanan sorunlar, mallarla ilgili sorunlar, bürokratik sorunlar, kaçakçılık gibi başlıklarda haırlıyorum ödevimi. Yardımlarınızı bekliyorum.
Teşekkürler!

customs turkey, eu customs code turkey, inward processing turkey, import turkey, export turkey, cutoms duty turkey, customs legislation turkey, import tax turkey, hs code turkey, customs clearance turkey, customs tax turkey, additional cusotms tax turkey, VAT rate turkey
Standart RE: Gümrüklerde Yaşanan Sorunlar ?

Merhaba hazerfen,







TÜRK GÜMRÜK İDARESİNİN YAPISAL SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ


Soner TUTAL
Gümrük Başkontrolörü



Uluslararası Ticaretin Tarihsel Gelişimi ve Gümrüklerin Misyonu

1947 yılında GATT ile başlayan süreçte dünya kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak amacıyla adil ve tam rekabet koşulları altında serbest ve açık bir ticaret sistemi oluşturulması hedeflenmiştir. Bu kapsamda zamanla, serbest ticaret önündeki engellerden biri olan gümrük tarifelerinde önemli oranlarda indirimlere gidilmiştir. Keza, tarife dışı engeller de bir taraftan azaltılmış bir taraftan da belirli kurallara bağlanmıştır.

Ne var ki; uluslararası ticaretin serbestleştirilmesi yönündeki bu gelişmeler gümrüklerin fonksiyonunu azaltmamış, aksine gümrüklerin görevlerinin çeşitlenerek artmasına neden olmuştur. Bugün itibariyle gümrükler vergi tahsilatı yapan kurum hüviyetinden çok farklı alanlara ilişkin politikaların uygulayıcısı ve denetleyicisi konumuna gelmiştir.

Fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması, insan ve toplum sağlığının korunması, haksız rekabetin engellenmesi, kültürel mirasın korunması gibi çeşitli alanlarda görev üstlenen gümrük idareleri; bir bakıma ulusal politikaların tümünün uluslararası ticaret boyutunda uygulayıcısı durumuna gelmiştir.

Siyasal ve ekonomik gelişmelere dayalı olarak artan dünya ticaret hacmi içerisinde Türkiye’nin dış ticareti de çeşitlenerek artmıştır. Bugün itibariyle 270 milyar dolara dayanan dış ticaret hacmimizin önümüzdeki yıllarda çeşitlenerek artması öngörülmekte ve 2008 yılında 299 milyar dolara 2013 yılında ise 470 milyar dolara ulaşması hedeflenmektedir.

Giderek artan dış ticaretimizin ekonomik kalkınma üzerindeki önemi nedeniyle yasal dış ticaret işlemlerinin olabildiğince kolaylaştırılması ve hızlandırılması yoluyla maliyetlerin minimize edilmesi gerektiği açıktır.

Dış ticaretin günümüzde ulaştığı boyut; bütün ülkelerde gümrük uygulamalarını ve bu konudaki karar verici ve uygulayıcı birimleri ön plana çıkarmıştır. Aynı zamanda da bu ekonomik büyüklük, dış ticarette sapma eğilimlerini de beraberinde getirmiştir.

Günümüzde, küreselleşen dünya ticaretindeki ivmeye paralel olarak yolsuzluk girişimlerinde de büyük artışlar olmaktadır. Bu kapsamda, yakın geçmişte gündeme damgasını vuran çeşitli yolsuzluk olayları gümrük alanında oluşmuştur ve bu yolsuzluk olaylarının temelinde dış ticaret faaliyetleri bulunmaktadır.

Esasen, gümrük ve dış ticaret işlemleri kaynaklı kanuna aykırı işlem ve yolsuzluk olayları ülkemize has bir olgu olmayıp, tüm gelişmekte olan ülkelerde de benzer olaylar yaşanmaktadır. Bunun temelinde, açıktır ki büyük oranda haksız menfaat temin olanakları yatmaktadır.

Uluslararası ticaretin yasal zeminde gerçekleşmesi amaç ve hedefi doğrultusunda örgütlenen Türk Gümrük Teşkilatı tarafından, kanunlar ile kendisine yüklenen görevlerinin eksiksiz ve tam olarak yerine getirilmesi büyük önem arzetmektedir.

Farklı kamu kurum ve kuruluşlarının çok çeşitli mevzuat düzenlemelerine konu olan hususları takip ederek uygulamaya geçirmek durumunda olan Gümrük Teşkilatının, yasal olmayan ticareti engellemeye yönelik stratejilerinin başarısı veya başarısızlığı, sadece dış ticarete taraf olan kesimlerin aktif büyüklüklerini belirlemekle kalmamakta, temelde ülkemizin makro ekonomik dengeleri ile kayıt dışılığı ve toplum sağlığı ile gelir adaletini dahi etkilemektedir.

İthali yasak, standardına uygun olmayan, düşük kaliteli ve insan sağlığına zararlı eşyaların ülkeye girmesinin toplum sağlığı üzerinde yaratacağı zararlar; düşük kıymetli ithalatın ve kaçak eşya girişinin rekabeti bozucu etkisinden dolayı yerli üretim dallarında oluşacak daralmalar ve bunun genel ekonomik yansımaları; kaçakçılık ve yolsuzluklardan elde olunan haksız kazançların gelir dağılımındaki adaleti bozucu etkisi ve yolsuzluğun toplumsal değer yargıları üzerinde yaratacağı dejenerasyon; dış ticaret faaliyetlerinin etkin bir şekilde denetlenerek yasal olmayan ticaretin önüne geçilmesi gerekliliğine işaret eden unsurlardan sadece birkaçıdır.

Bütün bu gerçeklerden hareketle; coğrafi sınırlar ile siyasal bağımsızlığı belirlenen ülkelerin ekonomik kalkınmışlık ve bağımsızlığının da gümrükler ile belirlendiği yargısında bulunmak kanımızca çok da abartılı olmayacaktır.

Yolsuzluk üzerine

“Ekonomik birimlerin, yasaların ve toplumun büyük çoğunluğun kabul edemeyeceği yol ve yöntemlerle, toplumun veya bir başkasının imkan ve kaynaklarını, kişisel menfaatlere hizmet edecek şekilde değerlendirilmesine imkan sağlayacak ortam oluşturma alışkanlığı” veya “Kamusal gücün özel menfaat için veya amacıyla kötü kullanımı” şeklinde tanımlanmakta olan yolsuzluğun; bir taraftan kayıt dışılığı beraberinde getirmesi ve kaynakların etkin dağılımını engellemesi nedeniyle makro açıdan ekonomi üzerinde olumsuz bir etki yarattığı; diğer taraftan gelir dağılımında derin bir adaletsizlik yaratması ve toplumların genel ahlaki değerleri üzerinde onulmaz yaralar açması nedeniyle sosyal yaşam üzerinde büyük zedelenmelere yolaçtığı bugün bütün kişi ve kurumlarca kabul edilen bir yaklaşımdır.

Aynı çevreler; yolsuzluğun bir sapma olmaktan çıkıp genel uygulamaya dönüşmesinin, başka bir anlatımla yolsuzluk ekonomisinin yasal ekonomik işlemlere ikame olmasının çok daha olumsuz etkilerinin olacağı yargısında birleşmektedirler.

Açıktır ki; yolsuzluk ekonomisinde toplumun büyük kesimlerinin bir şekilde sistemden besleniyor olduğu varsayımı altında; yolsuzluğun genel bir uygulamaya dönüşmesi halinde, rüşvet ve haksız menfaatin çok sık başvurulan eylemler olması kaçınılmazdır.

Bütün bu süreç; kanuna aykırı işlemlere, toplumsal değer yargıları karşısında atfedilecek yaptırımın etkililiğini azaltacak, hatta bu işlemlere direnen kişilere toplumun ayrıksı olarak bakmasına neden olacaktır.

Türk Gümrük İdaresi’nin Yapısal Sorunlarını Oluşturan Faktörler ve Çözüm Önerileri

Peki Türk Gümrük İdaresi; bir taraftan küreselleşen dünya ticaretindeki ivmeye paralel olarak gelişen küresel yolsuzluk gayretleri ile mücadele etmek noktasında, diğer taraftan da yasal dış ticaretin maliyetinin düşürülmesi ve işlem akışının hızlandırılması gerekliliği karşısında, fonksiyonel ve yapısal dönüşümünü gerçekleştirmiş midir?

Bunu söylemek kanımızca pek mümkün gözükmemektedir.

Türk Gümrük İdaresi’nin yapısal sorunlarının temelinde, örgüt içerisinde çözümlenmesi gereken içsel faktörler yanında, gümrük idaresinin büyük oranda belirleyici olamadığı dışsal faktörler de yatmaktadır.

İçsel Faktörler

1- Karşı Konulamaz Bir Kurumsal İrade ve Buna Bağlı Kurumsal Bilinç
2- İşlevsel Bir Örgütsel Tasarım
3- Stratejik Planlama Odaklı Yönetim Anlayışı
4- Otomasyon Sistemi ve Risk Analizi
5- Dış Ticaret Politikası Araçları ve Teşvik Sistemi
6- Yolsuzluk ve diğer Kanuna Aykırı İşlemlerle Mücadelede Etkili Bir Denetim Sistematiği
7- İnsan Kaynakları ve Teknolojik Donanım
8- Fiziksel Altyapı ve Çalışma Koşulları

Dışsal Faktörler

1- Kayıtdışı Ekonomi
2- Kurumsallaşma ve Profesyonelleşme Sürecini Tamamlayamamış İthalatçı-İhracatçı Firmalar
3- Danışmanlık ve Ön Denetim Misyonunu Yüklenebilmiş Gümrük Müşavirliği Müessesesi
4- Ulusal ve Uluslararası İşbirliği ve Koordinasyon
5- Diğer Etkenler

İçsel Faktörler

1. Karşı Konulamaz Etkililikte Bir Kurumsal İrade ve Buna Bağlı Kurumsal Bilinç

Esasen; gümrüklerdeki yolsuzlukların en temel nedenlerinden birisi, taraflarda suçun tesbit edilmeyeceğine ve cezalandırılmayacağına yönelik bir inanışın hakimiyetidir.

Çoğunlukla realitenin de desteklemekte olduğu bu düşüncenin kırılması bir bakıma bir ön şart niteliğindedir. Buradan hareketle; bütün taraflara, işlenen suçların cezasız kalmayacağı, çağdaş ve etkili denetim politikaları ile gümrük yolsuzluklarına geçit verilmeyeceği yönündeki kararlılığın açık bir şekilde duyurulması gerekir.

Elbette, öncelikle üst yönetim kademelerince sergilenmesi gereken bu kurumsal iradenin tüm teşkilat çalışanlarınca da paylaşılması ve içselleştirilmesi, başka bir deyişle bu iradenin belirli bir süreç içerisinde kurumsal bilincin temelini oluşturması gerekir.

2- İşlevsel Bir Örgütsel Tasarım

Cumhuriyet Döneminin başında Maliye Bakanlığı’na bağlı bulunan Türk Gümrük İdaresi, 1931 yılında Gümrük ve Tekel Bakanlığı’nın kurulması ile bakanlık olarak yapılandırılmıştır. 1983 yılında tekrar Maliye Bakanlığı ile gerçekleşen birleşme sonunda Maliye ve Gümrük Bakanlığı bünyesinde yürütülen gümrük işlemleri, bu defa 1993 yılında Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığı’nın kurulması ile bu müsteşarlık yapısı altında yürütülmeye başlanmıştır.

Merkezi idare yapılanması içerisindeki yeri zaman içerisinde bu kadar değişkenlik gösteren Türk Gümrük İdaresinin taşra yapılanması ise bundan daha da büyük değişimler geçirmiştir. Çeşitli illerde yerel ve siyasal baskılarla zaman zaman Gümrük Müdürlüklerinin kurulduğu ve bir müddet sonra gereken işlem hacimlerinin oluşmaması gerekçesiyle kapatıldığı bilinen gerçeklerdir.

Öte yandan; bugün itibariyle Başmüdürlük düzeyinde birleştirilmiş bulunan gümrük ve muhafaza bütünleştirmesinin müdürlük düzeyinde gerçekleştirilmediği bilinmektedir.

Keza; merkez teşkilatında da çeşitli birimler arasında zaman zaman görev çatışmalarının oluştuğu, hatta bu çatışmaların kimi zaman; henüz Türk Gümrük İdaresinin bütünsel bir kurumsal bilinç ve aidiyet sürecini tamamlayamamış olmasına karşın; çeşitli kurum, birim ve kurul taassuplarının gelişmesine neden olduğu da kanımızca görülmeli ve kabul edilmelidir.

Asıl olanın, merkez ve taşra tüm gümrük teşkilatının mevcut yapılanmasını yok sayarak; gümrük müsteşarlığının kaynakları ile dış ticaret hacmimizin halihazırdaki ve yakın gelecekteki beklenen yapısı veri kabul edilerek gümrük hizmetlerinin gerekliliklerine göre taşradan merkeze gümrük müsteşarlığının yeniden yapılandırılmasıdır.

Bu aşamada; tüm gümrük hizmetlerine ilişkin olarak iş süreç analizlerinin yapılarak hizmet sunum standartlarının belirlenmesi ve bunları da içerecek biçimde görev ve ünvanlara göre yetki ve sorumlulukların da belirtildiği “Gümrük İdaresi İşlem Yönergesi”nin hazırlanması yerinde olacaktır.

Gümrük hizmetlerinin operasyonel kısımlarının gerçekleştirildiği taşra idarelerinin bu anlayışla yeniden yapılandırılması sonrasında merkez teşkilatının da hizmet gerekliliklerine göre yeniden dizaynı gerekecektir.

Merkez teşkilatının oluşturulmasında da esas alınacak yegane kriterin hizmetin gereklilikleri olması gerektiği düşünülmektedir.

Bir ana hizmet biriminin yeni yapılanma içerisinde de yer almasının gerekçesi, halihazırda mevcut olması değil, tanımlanmış iş süreçleri ve hizmet gereklilikleri olmalıdır. Oluşturulacak tüm birimlere ilişkin olarak, ihdas edilmeleri durumunda yaratacakları fayda ve oluşturacakları maliyetlerin kıyaslandığı fayda maliyet analizlerinin yapılması uygun olacaktır.

Bu şekilde gerçekleştirilecek bir yeniden yapılanma sürecinde, mevcut görev ve yetki çatışmalarının önüne geçilebileceği, böylelikle de zaten fazlasıyla kıt olan Gümrük Müsteşarlığı kaynaklarının optimum dağılımının sağlanabileceği düşünülmektedir.

3- Stratejik Planlama Odaklı Yönetim Anlayışı

Kanuni düzenlemelerde yer alan görev ve yetki alanı ile sınırlı bir bakış açısına dayanan, salt mevcut yapı içerisinde gelişen sorunları çözümleme gayreti içerisinde bulunan klasik kamu yönetimi anlayışının terk edilerek; durum analizini yapabilmiş, kurumun güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditlerini okuyabilen, vizyon ve misyonunu belirleyerek benimseyebilmiş, bu vizyona dayanan ve misyonunu gerçekleştirmeye yönelik olup geleceğe dair varsayımları da dikkate alan stratejik amaç ve hedeflerini belirleyebilmiş, bu amaç ve hedeflere ulaşabilmek için uygulama projelerini geliştirebilen, sürecin izlenmesi ve değerlendirilmesi neticelerine ve alınacak geri bildirimlere göre gereken değişiklikleri yapabilecek dinamizme sahip bir yönetim anlayışının benimsenmesi gereklidir.

Bunun için; öncelikle Gümrük Müsteşarlığının Stratejik Planının hazırlanması ve bu plana uygun olarak da tüm birimlerin kendi Stratejik Planlarını hazırlamaları gerekmektedir.

4- Otomasyon Sistemi ve Risk Analizi

Türk Gümrük İdaresinin, e-devlet uygulamaları içerisinde oldukça mesafe almış kabul edildiği bilinmektedir. Ne var ki; Gümrük İdaresi Modernizasyon Projesi (GİMOP) kapsamında işlemlerin elektronik ortamda yürütülmesi noktasında alınan bu mesafenin yeterli görülmemesi gerekir. Özellikle, diğer kurum ve kuruluşlarca verilen tüm izin ve lisanslarının elektronik ortama aktarılması için gereken uyum çalışmalarının tamamlanması gerektiği düşünülmektedir.

Keza; çeşitli kurum ve kuruluşlar ile gereken veri değişimlerinin yapılması konusunda gereken işbirliğinin yapılması uygun olacaktır.

Öte yandan; BİLGE ve GÜVAS uygulamalarının geliştirilmesi ve etkin bir şekilde kullanımı sağlanmalıdır. Otomasyon projesi ile tüm dış ticaret işlemlerinin bilgisayar ile gerçekleştirilmesi ile sağlanacak faydanın sağlıklı istatistikler elde etmek ile sınırlı tutulamayacağı bir gerçektir. Bilgi depolamanın asıl amacı depolanan bilgileri ölçmek ve değerlendirmek ile sonuçta elde olunan verileri belirli amaçlara yönelik olarak kullanmak olmalıdır.

Dönemsel ve coğrafi olarak ürün bazında ithalat ve ihracatın seyri izlenerek buradan yapılacak çıkarsamalar risk analizlerine esas alınmalıdır.

Risk analiz ve değerlendirme metodları geliştirilerek riskli faaliyet alanlarının belirlenmesi ve buna karşı stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir.

Sürekli olarak artan dış ticaret hacmine karşın personel sayısının artmadığı dikkate alındığında, alışıldık yöntemlerle eşya denetim ve muayenelerinin yapılamayacağı açıktır. Gelinen bu noktada tüm eşyaların gümrük işlemlerinin yürütülmesinde denetlenmesinin yerine, bir taraftan sonradan kontrol yöntemlerinin geliştirilmesi, diğer taraftan da sınırlı oranlarda yapılabilecek eşya ve yolcu geçiş anındaki denetimlerin ise risk analizlerine dayandırılması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Eşya ve yolcuların gümrüklerden geçişi aşamasında yapılacak denetimlerde işletilecek risk analizleri için de kapsamlı risk değerlendirme süreç ve prosedürlerinin oluşturulması, risk alanlarının ve profillerinin belirlenmesi gerekmektedir.

5- Dış Ticaret Politikası Araçları ve Teşvik Sistemi

Dış Ticaret Müsteşarlığınca geliştirilen dış ticaret politikamıza yön veren dış ticaret politikası araçlarının ve ihracatı teşvik ile istihdam yaratma ve rekabet avantajı sağlama amacıyla oluşturulan teşvik sisteminin; uygulamada zaman zaman gümrük ve kaçakçılık suçlarına önemli ölçüde kaynak teşkil eden alanlara dönüştüğü bilinen bir gerçektir.

Ne var ki; diş ticaret politikalarına uygun olarak yürürlüğe konulan gözetim, kota ve damping önlemlerinin etkisiz kılınmaması için, uygulayıcı durumda bulunan Türk Gümrük İdaresinin bu önlemlerin eksiksiz uygulanmasını takip edecek yeterlilikte kaynak, anlayış, veri ve analiz yapısına sahip olduğunu düşünmek bir bakıma iyimserlik olacaktır.

Örneğin; herhangi bir ülke menşeli eşyaya uygulanmak üzere yürürlüğe konulan bir Anti-Damping önlemi; o ülke menşeli olarak yapılan ithalatın azalması hatta tamamıyla durmasına, ancak gerçekte yine önlem uygulanan ülke menşeli eşyaların çoğunlukla başka ülkeler menşeli beyan edilerek ithal edilmesine neden olmaktadır.

Esasen; ilgili mevzuat hükümlerinde uygulamaya konulan önlemlerin etkisiz kılınıp kılınmadığı yönünde gereken izleme ve değerlendirmenin yine Dış Ticaret Müsteşarlığı’nca gerçekleştirileceği vurgulanmış olmakla birlikte; uygulamada konunun Türk Gümrük İdaresinin inisiyatif ve sorumluluğuna kaldığı da bugüne kadar gelişen sürecin değerlendirilmesinden anlaşılmaktadır.

Merkez teşkilatında, mutlak suretle etkili ve gereken nitelikli personel ve teknolojik altyapı ile donatılmış bir risk analiz biriminin oluşturulması ve ticaret politikası araçlarının uygulamaya konulması sonrası dış ticaretin yönünün izlenerek elde edilecek verilerin değerlendirilmesi ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ile koordineli bir şekilde önlemlerin etkisiz kılınıp kılınmadığının takibi gerekir diye düşünülmektedir.

Kanımızca; ticaret politikası araçlarının yürürlüğe konulması sonrasında, taraflarca önlemlerin çok basit yöntemlerle etkisiz kılınabilmesinin sonuçları, önlemlerden beklenen etkinin yaratılamaması ile sınırlı kalmamaktadır. Bir bakıma, gümrük ve kaçakçılık ihlal ve suçlarının tesbit edilmeyeceğine dair zaten taraflarda var olan inancın perçinlenmesine de neden olunmaktadır.

Diğer taraftan; ihracatı teşvik ile istihdam yaratma ve rekabet avantajı sağlama amacıyla oluşturulan teşvik sisteminin en önemli aracı durumunda bulunan Dahilde İşleme Rejiminin mutlak suretle yeniden ele alınması gerekmektedir.

İthalat ve ihracat hacmimizin yarısının bu rejim kapsamında gerçekleştirildiği bilinmektedir ki, makro ekonomik açıdan gelinen bu nokta büyük bir riski de beraberinde getirmektedir.

Bu rejim ile sağlanan rekabet avantajının devamlı ve artan oranda olması asla beklenilmemelidir. Uygulamanın bu çizgide yürütülmesinin nihai sonucu sosyal güvenlik alanında oluşmuş bulunan benzer bir kısırdöngüdür. Rejim ile sağlanan rekabet avantajına alışan sektörler zaman içerisinde bu avantaja tamamıyla muhtaç hale dönüşecektir ve nihayetinde bu destek ve teşvik sistemi olmadan uluslararası rekabet potansiyelini tümüyle yitirecektir.

Öte yandan; Dahilde İşleme İzin Belgelerinin ithalat ve ihracatımızın yarısını teşkil edecek hacim ve sayıda verilmesi, uygulamada başka sorunları da beraberinde getirmektedir. Gerek rejimin bu denli genişlemesi nedeniyle rejimin denetim altında tutulabilmesinin zorlaşması, gerekse zaman zaman izin verilen firmaların gerçekten ihracat potansiyeli bulunan firmalar olmayıp kanuna aykırı işlemler ile haksız kazanç elde etme saiki ile talepte bulunan firmalar olabilmesi de dikkate alınarak, teşvik kriterlerinin yeniden ve Avrupa Birliği müktesebatına uygun olarak belirlenmesi gerekir.

6- Kaçakçılık ve Diğer Kanuna Aykırı İşlemlerle Mücadelede Etkili Bir Denetim Sistematiği

Devletin asıl olarak düzenleyici ve denetleyici bir rol üstlendiği günümüzde, yönetimin başarısının, büyük ölçüde denetim sisteminin etkinliği ve verimliliğine bağlı olduğu dikkate alındığında; artan dış ticaret faaliyetlerinin etkili bir şekilde denetlenmesi de mutlak bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bugün itibariyle 270 milyar dolara ulaşan ve önümüzdeki yıllarda çeşitlenerek artması öngörülen dış ticaret işlemlerini, yükümlüler nezdinde denetleyen, hile ve usulsüzlükleri doğuran risk faaliyet alanlarını belirleyerek suçun oluşmasını baştan önleyecek yöntemler geliştiren bir denetim biriminin varlığı büyük önem taşımaktadır.

Açıktır ki; koordinasyonsuzluğu ve buradan hareketle gereken etkililiği sağlayamayan karmaşık bir yapı içerisinde geçmişe yönelik hata bulma odaklı ve neticede cezalandırma ilkesi üzerine kurgulanmış bir denetim yaklaşımının ötesinde; süreç ve sonuç odaklı, caydırıcılık temelinde çağdaş bir denetim sisteminin benimsenmesi; risk faaliyet noktalarının belirlenerek olası yolsuzluk alanlarının daraltılmasını ve sonuçta tümüyle yok edilmesini hedefleyen bir denetim yapısının oluşturulması gerekmektedir.

Gümrük hizmetlerinin gerekliliklerine dayanarak ve iş süreç analizlerine bağlı olarak geliştirilecek örgütsel tasarım sürecinde denetimin de yeniden yapılandırılması; bununla da sınırlı kalmayıp, denetimin şekil ve yöntemlerinin de yeniden belirlenmesi; denetim elemanlığının yönetim biriminin hiyerarşik kademelerince veyahut diğer kurum ve kuruluşlarca ortaya çıkarılmış bulunan yolsuzluklara ilişkin soruşturmaları yürüterek yargıya intikal ettiren böylelikle bir anlamda raportörlük görevini yürüten bir yapı olmaktan öte, bir taraftan yolsuzlukları bilimsel denetim tekniklerini kullanarak ilk ortaya çıkaran ve bunları yargıya intikal ettiren diğer taraftan yönetimi mevzuat ve uygulama konusunda yönlendirerek yolsuzluk alanlarını daraltan bir yapıya kavuşturulması etkililik açısından bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Öte yandan; denetim birimlerinin gümrük idareleri nezdinde yürüttükleri uygunluk ve yerindelik denetimine dayanan klasik denetim anlayışının ötesine geçerek; belirlenmiş stratejik amaç ve hedefler doğrultusunda geliştirilen planlara uygun olarak ve gerçekleştirilen risk analizlerinden elde edilen verilerden de yararlanarak yükümlüler nezdinde gereken denetim işlevini gerçekleştirecek bir yapıya dönüştürülmesi gerekmektedir.

Bugün itibariyle; Gümrük Müsteşarlığında denetim görevini yürüten 200’ü aşan merkezi denetim elemanın mevcudiyeti ve bugüne kadar yürütülmüş bulunan tüm denetim faaliyetlerinin doğrudan ve dolaylı neticeleri, yine bu denetim birimlerinin yönetim kademelerine sağlamış olduğu liyakatli personel desteği ve mevzuatın geliştirilmesine yönelik katkıları dikkate alındığında; yeniden yapılanma sürecinde hizmet gerekliliklerine dayanan bir yapı içerisinde çağdaş denetim tekniklerini kullanarak, kaçakçılık ve diğer kanuna aykırı işlemlerle etkin bir şekilde mücadele edecek bir denetim sistematiğinin oluşturulmasının önünde hiçbir engelin bulunmadığı değerlendirilmektedir.

7- İnsan Kaynakları ve Teknolojik Donanım

Gümrüklerin insan kaynaklarının ve teknolojik donanımlarının gelişmiş ülkeler düzeyine ve hatta onların da üstünde bir noktaya taşınması gerekmektedir.

Tüm ekonomik faaliyetleri kayıt altında bulunan gelişmiş ülkelerde gümrük suçlarının işlenebilmesinin zorluğu karşısında dahi bu ülkelerde gümrük personelinin sayısal olarak ülkemize oranla çok daha fazla olduğu ve bu personelin çok geniş teknolojik olanaklara sahip bulundukları görülmektedir.

Dış ticaret hacminin 75 Milyar dolar seviyelerinde bulunduğu 1997 yılında Türk Gümrük İdaresinin mevcut personel kapasitesi ile, on yıl sonra 2007 yılındaki personel kapasitesi arasında lehe bir farklılık bulunmamaktadır. Oysa dış ticaret hacmi yaklaşık dört kat artmıştır.

2013 yılında ise bugüne oranla yaklaşık iki katına çıkarak 470 Milyar dolara erişmesi beklenen dış ticaret hacmi karşısında, tüm gümrük hizmetlerinin yine aynı personel kapasitesi ile muntazam bir şekilde yürütülmesi Türk Gümrük İdaresinden beklenilmemelidir.

Elbette; e-devlet uygulamalarından ve basitleştirilmiş gümrük işlemlerinin işlerlik kazanmasından dolayı personel kaynaklarının dış ticaret hacmi oranında artması söz konusu olmamakla birlikte gümrük personelinin nicelik ve niteliksel olarak kapasitesinin mutlaka arttırılması gerektiği düşünülmektedir.

Keza; etkili bir insan kaynakları planlamasının yapılmasını teminen, merkez ve taşra teşkilatlarının tümünü kapsayacak şekilde, hizmet gerekliliklerine göre ihtiyaç duyulacak personel sayısının tesbit edilmesine ve kaynakların dağıtımında bu verilerin esas alınmasına dayanan bir insan kaynakları yönetimi anlayışı geliştirilmelidir.

Gümrük personelinin gerek mevzuat ile ilgili konularda gerekse GİMOP ile ilgili olarak, görevlerini etkin ve verimli bir şekilde yürütecek bilgi ve donanıma erişmesini sağlamak üzere sürekli eğitim programlarına tabi tutulması da mutlaka olumlu katkı sağlayacaktır.

Türk Gümrük İdaresinin teknolojik altyapı kapasitesinin (Araç ve Bagaj X-Ray Sistemleri, El Dedektörleri, Kamera İzleme ve Plaka Okuma Sistemleri gibi) de mutlaka benzeri coğrafi yapılara ve dış ticaret hacmine sahip gelişmiş ülkelerin seviyesine yaklaşacak ölçüde arttırılması gerekmektedir.

8- Fiziksel Altyapı ve Çalışma Koşulları

Gümrük Müsteşarlığı’nın merkez ve taşra teşkilatının görev yaptığı çalışma binalarında son yıllarda büyük oranda iyileştirmeler yapılmış olmasına karşın; gerek personelin gümrük hizmetlerini verimli bir şekilde yürütebileceği, gerekse bu hizmetlerden yararlanan tüm tarafların beklentilerini karşılayacak ölçüde ve daha da önemlisi Türkiye’nin görünen ilk yüzü olmasından dolayı ülkemizin ekonomik kalkınmışlık düzeyi ile örtüşen bir yapıya kavuşturulabilmiş değildir.

Bütçe kaynakları ve yap-işlet modelleri ile yenilenmeyen gümrük binalarının da modernize edilmesi ve uygun çalışma ortamlarının yaratılması gerekmektedir.

Dışsal Faktörler

1- Kayıtdışı Ekonomi

Kayıtdışı ekonomi, dahili ticari faaliyetlerde vergi kaçırmanın en önemli zemini olmakla kalmayıp, gümrük ihlallerinin ve kaçakçılık suçlarının da en önemli sebebi durumundadır.

İthalatta alınan vergilerin eksik ödenmesi amacıyla ithal konusu eşyanın kıymetinin eksik beyan edilmesi sıkça uygulanan bir yöntemdir. Keza; vergi ödememek adına ithal edilen eşyanın miktar olarak eksik beyan edilmesi de söz konusu olabilmektedir.

Ekonominin çok büyük oranda kayıt altında olduğu bir ülkede bu yöntemlerin kullanılması pek de olanaklı değildir. Zira; eşyanın kıymetini düşük beyan ederek eksik vergi ödemiş bulunan bir firma, ithal ettiği ürünü düşük fiyatla satmayacağına göre gerçeğe oranla yüksek miktarda kar etmiş görünecek ve bu kar üzerinden dahili vergileri ödemek durumunda kalacaktır.

Yine, ithalatta miktarı eksik beyan ederek noksan vergi ödemiş bulunan bir firmanın, ithal ettiği ürünleri kayıt dışı olarak satma olanağı bulamaması durumunda bu yöntemle de bir menfaat temin etme olanağı olmayacaktır.

Hayali ihracat ve haksız iadelerin de ülkemizde yaygın olduğu bilinmektedir. Bunun temelinde de aslında kayıtdışılık yatmaktadır. İhracatta alınacak KDV iadesi, o ihraç konusu ürüne ilişkin olarak yüklenilen KDV ile sınırlıdır. Bu itibarla; ihracatta haksız KDV iadesi alınabilmesi ancak ve ancak yüklenilen KDV’nin gerçeğe oranla yüksek gösterilebilmesi ile mümkündür.

Aynı zamanda, tümüyle kayıt altında bulunan bir ekonomide gerçeğe oranla yüksek kıymetlere dayanan ihracat işlemlerinden elde edilen gelir ve kar da artmış olacağından, bu da ödenecek dahili vergilerin artmasına neden olacağından bu yöntemle de haksız bir menfaat temin etme olanağı bulunmamaktadır.

Kayıtdışı ekonominin gümrük ve kaçakçılık suçları ile bu sıkı bağı, aslında bütün kaçakçılık suçlarında bahis konusudur. Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yurda sokulan eşyanın ihraç edilmeyerek yurt içerisinde bırakılması veyahut transit rejimi kapsamında taşınan eşyanın yurt dışı edilmeyerek yurt içinde bırakılması halinde de, ihraç edilmeyen veya yurt dışına çıkarılmayan eşyanın kayıt dışı olarak satılması gerekliliği vardır. Kayıt dışı satış aynı zamanda kayıt dışı bir alımı gerektirmekte ve nihayet tüketiciye de kayıt dışı olarak intikal etmektedir.

Bu gerçeklerden hareketle; dış ticaret faaliyetlerinin etkin bir şekilde denetlenmesinin aslında büyük ölçüde kayıtdışı ekonomi ile de mücadele anlamına geldiği mutlaka dikkate alınmalıdır.

2- Kurumsallaşma ve Profesyonelleşme Sürecini Tamamlayamamış İthalatçı-İhracatçı Firmalar

İthalat ve ihracat yapan firmaların, bütün iktisadi işletmeler gibi temel hedeflerinin devamlılık ve kar maksimizasyonu olduğu varsayımı altında; ithalat esnasında ödenen vergileri eksik ödeyerek veya hiç ödemeyerek maliyetleri minimize etmeye veya haksız iade veya taahhüt kapatma yoluyla geliri arttırmaya yönelik çabaların kısa vadede işletmenin hedefleri ile örtüştüğü düşünülse de; uzun vadede devamlılık hedefi ile çelişeceği açıktır.

Bu saiklerle hareket eden firmaların; süreç içerisinde ulusal kurumları ile idari ve yargısal sorunlar yaşayacağının ve uluslararası alanda güvenirliliklerini yitireceğinin, bu durumun ise uzun dönemde ülkemizde faaliyette bulunan bütün firmaların rekabet potansiyelleri üzerinde olumsuz bir etki yaratacağının bilincinde olarak; dış ticaret alanındaki oda ve birliklerin bilgilendirme ve iç denetim görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir.

Bunun geçmişte yaşanan en çarpıcı örneği Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatta kullanılan A.TR Dolaşım Belgelerinde gerçekleştirilen sahte işlemlerdir. Bu konudaki suiistimaller o denli artmıştır ki; Avrupa Birliği, Türkiye’den yapılan ihracatta ibraz olunan A.TR Dolaşım Belgelerini kabul etmeme noktasına gelmiştir.

Dahili vergi mevzuatı ve uygulamaları karşısında işletmelerinin hak ve yükümlülüklerini tespiti amacıyla bünyelerinde, alanında uzmanlaşmış kimseleri çalıştırma konusunda büyük ölçüde hassasiyet göstermekte olan firmaların; en az aynı oranda kapsamlı, teknik ve dinamik gümrük ve dış ticaret mevzuatı ile uygulamaları konusunda uzman kimseleri bünyelerinde çalıştırma hususunda belirgin bir isteksizlik içerisinde bulundukları görülmektedir.

Çoğu zaman, ekonomik etkili gümrük rejimleri kapsamındaki sorumluluklarını tam olarak kavrayamamış olan firma yetkililerinin; 4458 sayılı Gümrük Kanunu çerçevesinde basitleştirilmiş usullerden yararlanma konusundaki alternatiflerden dahi haberdar olamadıkları gözlenmektedir.

Ne zaman ki firmalar, dış ticaret işlemleri ile ilgili olarak bir inceleme veya soruşturma geçirsinler, o anda bu kapsamdaki bilgi ve donanım eksikliklerinin farkına varmakta ve önlemlerini almaktadırlar. İktisadi hedeflerinin gerçekleştirilmesi anlamında gümrük ve dış ticaret mevzuatı ile uygulamaları konusunda uzmanlaşmış kimseleri istihdam etmenin gerekliliği geniş platformlarda duyurulmalıdır.

3- Danışmanlık ve Ön Denetim Misyonunu Yüklenebilmiş Gümrük Müşavirliği Müessesesi

Mali disiplinin gerçekleştirilmesi hedefinde vergi uygulamalarının başarısında Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler ile Yeminli Mali Müşavirlerin üstlendikleri misyonun aynısını, dış ticaret işlemlerinin mevzuata uygun olarak yürütülmesi ve dış ticaret kaynaklı vergilerin doğru olarak tahsili hususlarında Gümrük Müşavirleri ve Yardımcıları üstlenmiş bulunmaktadır.

Bir taraftan dış ticaret alanında faaliyette bulunan firmalara danışmanlık hizmeti vermek yoluyla, diğer taraftan işlemlerin gümrüklerde mevzuata uygun olarak yürütülmesini sağlamak yoluyla firmalar ile gümrükler arasında köprü niteliğinde bulunan Gümrük Müşavirlerinin genel yaklaşımları ve bilgi birikimleri gümrük ve dış ticaret politikalarının başarısını doğrudan doğruya etkilemektedir.

Ne var ki; dış ticaret faaliyetinde bulunan firmaların büyük çoğunluğunun Gümrük Müşavirliği kurumundan beklentisi, kendilerine gümrük ve dış ticaret konularında geniş bir danışmanlık hizmeti verilmesinden ziyade; kanundan kaynaklanan prosedürlerin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasını sağlamaktan öteye geçmemektedir.

Maalesef; gümrük işlemlerinin yeterli düzey ve etkililikte denetlenememesi nedeniyle de, tüm yönleriyle yasalara uygun işlem yapılmasını temin edecek bilgi ve donanıma sahip Gümrük Müşavirleri yerine, eşyaların gümrük alanına geldiği andan itibaren mümkün olan en kısa sürede üretim sürecine veyahut işletme stoklarına sokmayı başarabilen Gümrük Müşavirleri makbul olarak karşılanmaktadır.

Tüm bu nedenlerden dolayı da, Gümrük Müşavirliği kurumu kendisini gümrük ve dış ticaret mevzuatı alanında gereken yetkinlik seviyesini yakalayabilmiş bir yapı olma noktasına taşıyamamıştır.

Var olan yapı içerisinde örgütlenmiş bulunan Gümrük Müşavir Dernekleri aracılığıyla sürekli eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi, Gümrük Müsteşarlığı’nın Gümrük Müşavirliği müessesesi üzerinde sahip olduğu düzenleme ve denetleme yetkilerini etkili bir şekilde kullanarak sistemi disipline etmesi gerekmektedir.

Kısa vadede; Gümrük Müşavir ve Yardımcılarının gereken mesleki ehliyetlere sahip olup olmadıklarının belirlenmesini sağlamak üzere belirli periyotlarda sınavlardan geçirilmesi, öte yandan mesleğin icrası için azami bir yaş sınırının getirilmesi şeklinde kimi uygulamaların tartışılması gerektiği düşünülmektedir.

Ancak esas olarak; söz konusu meslek grubunun oda şeklinde yapılandırılması ve meslek ile ilgili genel düzenleme ve uygulamaların bu Oda tarafından belirlenmesi şeklinde gereken düzenlemelerin yapılmasının en doğru çözüm olacağı değerlendirilmektedir.

Öte yandan, Yeminli Gümrük Müşavirliği’nin tesisi; ihracata dayalı büyüme stratejisini benimsemiş bulunan ülkemizde, ihracata ilişkin ve ihracat sonrası işlemlerin hızlandırılmasını sağlayacaktır. Yeminli Gümrük Müşavirleri ihracat işlemlerini gümrüklerde takip ettikten sonra; iade ve teşvik kapatma işlemlerinde yapacakları denetimler ve düzenleyecekleri raporlar ile idareye kolaylık sağlayacaklar, ihracatçı açısından büyük önem arz eden bu işlemlerin çok hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasını temin edeceklerdir.

4- Ulusal ve Uluslararası İşbirliği ve Koordinasyon

Kaçakçılıkla mücadele ile görevlendirilmiş tüm ulusal kurumların tam bir koordinasyon içerisinde çalışması gerekmektedir. Bu amaçla teşkilat kanunumuzda yapılacak değişiklik ile Kaçakçılıkla Mücadele Kurulunun oluşturulması yerinde olacaktır.

Gerek Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği kapsamında gerekse diğer ülkeler ile imzalanmış ikili anlaşmalar çerçevesinde ve asıl olarak Dünya Ticaret Örgütü kuralları kapsamında uluslararası düzeyde bilgi değişiminin sağlanması ve sınır aşan suçlar konusunda tam bir işbirliğinin gerçekleştirilmesi gerekir.

İnsanların yasalar ile belirlenmiş suçlardan kaçınmalarını sağlayan en önemli mekanizma; bu suçlara, fiilin niteliğine ve sonuçlarına orantılı cezaların belirlenmesi ve belirlenmiş cezaların mutlak suretle uygulanmasıdır.

Oysa; gümrük kaçakçılık suçlarına ilişkin olarak kimi durumlarda çok çeşitli nedenlerden dolayı yargıya intikal eden olayların cezai hüküm ile sonuçlanmıyor olduğu bir gerçektir.

Mevcut yapılanma içerisinde yargı ile gümrük teşkilatı arasında konunun sık aralıklarla ve bilimsel düzeyde ele alınması, dava takip işlemlerinde Hazine Avukatlığı müessesi yerine taşra teşkilatında gümrük ve gümrük kaçakçılığı suçlarında uzmanlaşmış kişilerin istihdamı yoluna gidilmesi kanımızca sorunu büyük ölçüde çözecektir.

5- Diğer Etkenler

Kamuoyuna Gümrükler ile ilgili olarak yansıyan sorunların kimi zaman gümrüklerden değil diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yetki alanına giren konulardan kaynaklandığı bilinmelidir.

Öyle ki; belirlenmiş standartlara uygun olmayan eşyaların Türkiye’ye ithal edilmesini engellemek amacıyla gerçekleştirilen standardizasyon denetiminde yetkili kurum Türk Standartları Enstitüsü; insan sağlığına uygun olmayan eşyaların ithal edilmesini engellemek amacıyla gerçekleştirilen denetimlerde yetkili kurum Sağlık Bakanlığı; ulusal tarım politikaları çerçevesinde zararlı kabul edilen eşyaların ithal edilmesini engellemek amacıyla gerçekleştirilen denetimlerde ise yetkili Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’dır.

Bu kurumlardan alınan izin ve lisanslar kapsamında gerçekleştirilen eşya ithalatlarında veyahut izin verilmeyen ithalatlar ile ilgili olarak Türk Gümrük İdaresinin herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmamaktadır.

Son olarak; dış ticaret politikalarını oluşturmak görevi ile donatılmış bulunan Dış Ticaret Müsteşarlığı ile bu politikaların uygulanmasında görev alan Gümrük Müsteşarlığı’nın farklı çatılar altında yapılandırılmış olmasının çarpıklığına değinmek gerekmektedir.

Politikaları belirlemekle görevli kurum uygulamanın pratiği hakkında bilgi sahibi değildir. Uygulamayı gerçekleştirmek, izlemek ve denetlemekle görevli kurum ise politikaların oluşturulması sürecine dahil olamamaktadır. Makalemizin belirli bölümlerine de yansıyan sorunların bir kısmının temelinde de aslında bu husus yatmaktadır.

Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın tüm görev, yetki ve kaynakları ile politika oluşturma birimlerini teşkil edeceği, Gümrük Müsteşarlığı’nın ise tüm görev, yetki ve kaynakları ile operasyonel birimlerini oluşturacağı bir Bakanlık yapılanmasının gündeme taşınması gerektiği düşünülmektedir.

Sonuç olarak;

Kaleme alınmış bulunan bu makalede yer verilmiş bulunan tüm görüşlerimiz, yirmi yıla dayanan kamu hizmetimizden kaynaklanan ve esas olarak da on yıllık Kontrolörlük deneyimlerimizden ortaya çıkan düşünceler olup; her düzeydeki tüm gümrük çalışanlarının bu konular ile ilgili olarak ve belirtilen görüşlerin de ötesinde söyleyecek sözlerinin olduğu da bilinmektedir.

Sözün artık bittiği bir noktaya erişmeden önce;

Türk Gümrük İdaresini, devrevi olarak üzerinde operasyonların yapıldığı bir kurum olmaktan çıkarmak adına;

Ayrım yapmaksızın tüm çalışanlarının, toplum genelinde “işini bilen” olarak algılanması yerine; kendileri ve aileleri de bu toplumun bir parçası olan gümrük çalışanlarının, toplumun sağlığı ve refahını tehlikeye düşüren her türlü kanuna aykırı işlemin karşısında duran bir kurumun mensupları olduğu inanışını hakim kılmak adına;

Türk Gümrük İdaresinin bir anlamda silkinerek, gereken kurumsal dönüşüm ve yenilenmesini gerçekleştirebileceğine dair hiçbir kuşku duyulmamaktadır ve duyulmamalıdır.

“Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez.”
Montaigne

“Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar.”
Emile Raux
Standart RE: Gümrüklerde Yaşanan Sorunlar ?

çok sağolun teşekkürler!

Non-preferential origin of goods, Customs Tariff and Tariff, Classification of Goods , Value of Goods for Customs Purposes, Inward processing , Customs Warehousing Procedure, Temporary importation, Free Zones, Postal Customs Formalities, Penalties to be charged on operations that result in tax loss

Cevapla
Yeni Konu aç
Seçenekler Arama

ffreply




1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142